|
Ne 'İş'?
Sıradan bir pazartesi günü, binbir baş ağrısıyla işten çıkıp eve gelmiş dinlenmek için internette geziyorum. Yeni girişmiş olduğumuz veri ambarı projesi, proje çıktısı olarak değerlendirilecek rapor tasarımları ve ekran görüntülerini kafamdan atmak için "ne olacak bu iş zekasının hali?" diyerek o blog senin bu blog benim sürtüyorum.
Uzun zamandır farkındayım, MIS mezunu olmak ve 5 senedir iş zekası sektörü içerisinde birebir çalışmak, iş zekasını anlamaya yetmiyor. Tam işi çözdüm derken yepyeni bir kavramla ortaya çıkıveriyor "Business intelligence Analyst" kısmısı. "Integration competency center" diyorlar, "On-demand software index" diyorlar, daha henüz Türkçeye bile girmemiş bu kavramlarla kafamı karıştırıveriyorlar. Hadi, yeni baştan bin tane arama yap, blog oku, nedir ne değildir öğren... Bu analistler zaten sanat dünyasında "enteller" neyse, iş zekasında o görevi görüyorlar. Anlaşılmaz olmayı üstünlük sayıyorlar. Karmaşık kavramlar geliştirip binbir çeşit yazılım ve donanımı burnumuza, indisleyerek veya sihirli kadranlara noktacıklar halinde oturtarak aslında iş zekasının ne kadar önemli ve zor bir iş alanı olduğunu kanıtlamaya çalışıyorlar. Önemli değil mi? Önemli tabii ki, sonuçta insan vücudu için kan neyse, bir kurum için bilgi de o demek. Fakat bilginin toplanması, yeniden şekillendirilerek depolanması, sonra da raporlanması ve üzerinden çeşitli analizlerin yapılması; iş olarak zor olsa da, anlaşılması bu kadar sıkıntılı olmamalı.
Ben daha hayatımda "İş zekası" nedir bilen son kullanıcı görmedim. Halbuki gittiğim çeşit çeşit seminerlerde her türlü firma ve analist çıkıp çıkıp 'Pervasive BI - Yayılgan İş Zekası'nın, yani iş zekasının son kullanıcının emrinde olmasının ne kadar önemli olduğunu anlatıyor. Hele o yazılımların pazarlama müdürleri çıktı mı, "işte şunu şurasından tutup çekivereceksin, oldu da bitti sana rapor" diyerek aslında son kullanıcıyı hedef alan programını, tamamiyle IT personelinden oluşan bir salon dolusu insana anlatmıyor mu, şaşırıp kalıyorum. İş Zekası'na "iş"i katmak bu kadar önemliyken, o işi yapanlar neden "İş" zekasını bilmiyor? İş zekası ne zaman operasyonel sistem, veri ambarı, ETL, raporlama yazılımından ibaret bir kavram olarak teknoloji departmanlarının iktisabına geçti?
Kimi zaman ben de zevk alarak yapıyorum tabii, "siz anlamazsınız, o öyle değil, böyle olur" diyorum. Bu söylediğim şeyin nedenini, nasılını anlatmak yerine "ben bilirim, siz bilmezsiniz" demeyi tercih ediyorum. Peki bu bakış gerçekten doğru mu? Ben, bana verdiği zevkten başka herhangi bir yararını görmedim. Hatta çoğu zaman tamamiyle aynı işler, farklı farklı kisveler altında bana geri döndüler; gerçekten de anlamıyorlardı nasıl olacağını, çünkü ben anlatmıyordum. Sözün özü, artık iş zekasında alt yapı-yazılım-donanım çağını kapatmak; onun yerine iş zekasını kullanmayı bilen son kullanıcıların çağını başlatmak gerek. Nasıl ki bu gün "Office programlarını bilen" çalışanlardan oturup Excel'i yazmaları beklenmiyorsa, tüm son kullanıcıların da bu işin alt yapısını bilmeksizin iş zekasını kullanmaları, dahası sahiplenmeleri gerek. Aksi takdirde bu altyapılara dökülen milyonlarca dolar, sokağa atılmış olacak. Kullanılmayan sistemlere çözüm olarak alt yapılar yeniden, yeniden değiştirilecek ama istenilen bilgi analiz seviyesine asla ulaşılamayacak.
Dilek Güven - 06.08.2009
|