Ne 'İş' |
| Sıradan bir pazartesi günü, binbir baş ağrısıyla işten çıkıp eve gelmiş dinlenmek için internette geziyorum. Yeni girişmiş olduğumuz veri ambarı projesi, proje çıktısı olarak değerlendirilecek rapor tasarımları ve ekran görüntülerini kafamdan atmak için 'ne olacak bu iş zekasının hali?' diyerek o blog senin bu blog benim sürtüyorum.devamı için... |
| Dilek Güven - 06.08.2009 |
Eleştirmek, Yargılamak, Değiştirmek ve Eğitmek Üzerine... |
| İnsanın kendini gereğinden çok önemsemesinin, önemseme derecelerine göre ne gibi sonuçlar doğuracağı üzerinde durmuştum bundan önceki son üç yazımda. Her üç yazıda da, insanın kendini fazla önemsemenin maliyetinin doğrudan kişinin kendisiyle ilgili olduğunu anlatmıştım. Ya komik duruma düşüyorlardı, ya hata yapma lüksünü kaybediyorlardı ya da rekabet gücünden oluyorlardı. Bu defa kendini önemseme işini abartıp diğerlerini değiştirmeye çalışanlardan bahsedeceğim. Bu da konuyla ilgili son yazım olacak.devamı için... |
| Bülent Göven - 04.08.2009 |
Kendine Aşık Olmak |
| Bundan yıllar önce, Pınar Kür'ün Bilgi Üniversitesi'nde verdiği "Yazmak-Yaşamak" adlı öykü yazarlığı seminerlerine devam etmiştim, on hafta boyunca. Büyük bir iştahla katıldığım bu seminer benim daha iyi yazmamı sağladı mı bilmiyorum ama bir romanın / hikayenin (dolayısıyla hayatın) nasıl okunması gerektiğine dair pek çok yeni bilgi edinmeme sebep oldu.devamı için... |
| Bülent Göven - 01.08.2009 |
Ben Yapmadım Miki Yaptı |
| Hocanız Size Takar mıydı? başlıklı bir önceki yazımda insanların çoklukla kendilerini çok fazla önemsediklerinden, bu yüzden de zaman zaman komik duruma düştüklerinden bahsetmiştim. Ama insanın kendini gereğinden fazla önemsemesinin verdiği en büyük sıkıntı, bence, insanı hata yapmak lüksünden vazgeçmek zorunda bırakıyor olmasıdır.devamı için... |
| Bülent Göven - 14.07.2009 |
Hocanız Size Takar mıydı? |
| Bazen acaba kendimizi fazla mı önemsiyoruz diye düşünüyorum. Düşünsenize yeryüzünde altı milyar insan yaşıyor ve biz bunlardan herhangi biriyiz. Aksi düşünülebilir mi? Ama yine de tüm dünyanın bize karşı olduğunu sanıyoruz bazen. Ortaya söylenen bir sözü kendimize yapılan acımasız bir eleştri olarak algılayabiliyoruz. İşi bıraktığında o firmanın bununla başa çıkamayacağını düşünen ne çok insan var, farkettiniz mi?devamı için... |
| Bülent Göven - 05.07.2009 |
Para Sayma Makinenizi Tanıyor musunuz? |
| Dünyada tüketime dayalı mevcut ekonomik trendin yarattığı sıkıntılar günümüzde hemen her türlü talep sahibini etkiliyor. Tüketim çılgınlığı adıyla özetlenen bu durum özellikle Türkiye gibi ekonomisi dar ve nispeten güçsüz ülkeler için daha büyük problemler yaratıyor. Talep sahibi ister bireyler olsun, ister kamu ya da özel kuruluşlar, satın alma süreçlerinde açıkçası ve maalesef çok da bilinçli davranılmıyor.devamı için... |
| Bülent Göven - 28.06.2009 |
Reklamınızı Nasıl Alırdınız ? (2) |
| Bir önceki Reklamınızı Nasıl Alırdınız ? (1) başlıklı yazımda bir reklamın etkin olabilmesi için gerekli koşulları sıralamıştım: Bunlardan birincisi reklamın kendisiydi. Çarpıcı olması, komik olması, dikkat çekici olması gibi. İkincisi ve daha da önemli olanı ise reklamın hedef kitleye yöneltilmiş olmasıydı. Hedef kitlenin de doğru belirlenmesi için mükemmel bilgi ortamı gerektiğinden bahsetmiştim, bu da günümüz bilgi bombardımanı altında pek de kolay bulunur bir nimet değil. Son olarak eğer bir de reklamın hedeflenen kitleye ulaşması garanti edilirse reklamın başarısız olması söz konusu olamaz demiştim. Yazımı da bankalar için böyle bir ortamın olduğunu söyleyerek tamamlamış, detayları bu yazıya saklamıştım. Şimdi yol alalım.devamı için... |
| Bülent Göven - 27.06.2009 |
Reklamınızı Nasıl Alırdınız ? (1) |
| Yıllar önce çalıştığım kurum çalışanlarına bir psikolog marifetiyle zeka testi uygulamıştı. Psikolog hanım testin sonuçları üzerine konuşurken daha önce yaptığı bir çalışmadan bahsetti bana. İnsanların IQ puanlarını mesleklere göre gruplayarak yaptığı bu çalışmanın sonucuna göre en zeki meslek grubunu reklamcılar oluşturuyordu. Sonuç hiç de şaşırtıcı değildi benim için açıkçası, bu kadar zor bir iş yapan kişilerin üstün yetenekleri olması gerekliydi elbette.devamı için... |
| Bülent Göven - 27.06.2009 |
Maaşınız neyin karşılığı ? |
| Türk Dil Kurumu maaş sözcüğünü "Birine, görevi karşılığı olarak veya geçimi için her ay ödenen para" olarak tanımlıyor. Nobel ödüllü büyük filozof Bertrand Russell ise, "Bir insanın yaptığı iş için kafasında belirlediği ödeme miktarı" olarak tariflemiş İktidar adlı kitabında maaş sözcüğünü. Kelimeyi bir hukukçu bambaşka şekilde tanımlayabilir. Bir işveren doğrudan maliyet kalemi olarak görür çalışanına verdiği maaşı. Bir çalışan içinse hayatını idame ettirme aracıdır. Peki sizce maaşınız neyin karşılığı?devamı için... |
| Bülent Göven - 26.06.2009 |
Değişmeyen Tek Şey Değişimin Kendisi |
| Dünyadaki değişim artan bir ivmeyle devam ediyor. Değişime ayak uyduramayanlar yeni düzende hayatlarını devam ettirmekte giderek daha da zorlanmaya başladılar. 1200 yılında yaşayan bir adamı 1800 yılına alıp bıraksanız, aradan geçen 600 yıla karşın yine de bir şekilde hayatta kalmayı ve düzene uymayı başarabilir. Ama 1970 yılında yaşayan birinin iki binli yıllarda yaşayabilmesi o kadar da kolay değil. İvmenin ne kadar güçlü olduğunu da buradan anlamak mümkün.devamı için... |
| Bülent Göven - 22.06.2009 |
Vending Mağazası |
| Alışverişi moral bozukluklarına karşı bir tedavi aracı, zaman geçirme aktivitesi ya da keyif gibi algılamak yerine benim gibi bir an önce ve en az zaman kaybıyla yerine getirilmesi gereken bir zorunluluk olarak mı görüyorsunuz?İnternet üzerinden özelliklerini öğrendiğiniz bir beyaz eşyanın başka ne gibi bilinmesi gerekli unsurları olduğunu sorduğunuzda aslında ürünle ilgili sizden çok daha az bilgiye sahip, aslında ne sattığının pek de farkında olmayan satış elemanları sizi de sinirlendiriyor mu?devamı için... |
| Bülent Göven - 22.06.2009 |
Aylaklığa Övgü ya da Y Teorisi Üzerine |
| Yıllarca gazetelerin insan kaynakları eklerinde, çeşitli sektör dergilerinde benzer yazılar okudum, okuduk. Türkiye'nin önde gelen şirketlerinin genel müdürleri, bölge direktörleri, üst düzey yöneticileri aynı şeyleri söylediler. Özellikle BT sektörü yöneticileri liderlik ettiler yıllarca bu söylemlere. Dediler ki mesela: "Bizim firmamızda çalışanın iyi niyetli olduğuna inanılır, onlara inisiyatif verilir. Yetki ve sorumlulukları dengelidir. Eğer bir çalışan o gün işe gelmediyse canı istememiş olabilir ve buna saygı duyulur." vesaire...vesaire...devamı için... |
| Bülent Göven - 28.02.2009 |
|
|
|
[Sayfa 1], [Sayfa 2], [Sayfa 3]
|