Milan Kundera - Gülünesi Aşklar

Milan Kundera okumak çetrefilli bir işe dönüşebiliyor zaman zaman. Birkaç sözcük içinde öyle derin karakter analizleri koyuyor ki ortaya, birkaç kez okumak gerekiyor aynı cümleyi. Yani en azından benim için herhangi bir yerde ya da kafa dağıtmak için okunacak türden kitaplar değil Çek yazarın kitapları. En azından eserlerinden okuduklarımdan bazıları için böyle olduğunu söylemem gerek. Yavaşlık mesela. Gülünesi Aşklar ise aksine okuması çok kolay bir kitap. Öyküyü başlıyorsunuz ve bir de bakmışsınız sonu gelmiş hikayenin. İnsanın kendisini sorgulamasına sebep olacak pek çok yüzleşme var içinde. Ama öyküler o kadar eğlenceli ve ironik ki, kendinizi öykünün kahramanları yerine koyup 'ben bu durumda ne yapardım' dediğinizi öyküyü bitirdikten sonra anlıyorsunuz. Yazar da zaten kitabı yazarken büyük bir zevk aldığını söylemiş. Sevgili 'geçmiş' arkadaşım Sibel Alaş da enfes bir gönderme yapmıştı kitabın ismine; 'aynı yalanlar, hep aynı sahte hayat, aynı evden çıkmış gibi suratlar, hep aynı gülünesi aşklar...' diyerek başladığı Av adlı şarkısının sözlerinde...

  
  
    Burcu Güneş - Sihirbaz

Müzik kültürüm kıttır. Müziksiz yaşayamam diyenlerden de olmadım hiçbir zaman. Kötü müziğe ise - tabii bana göre - tahammülüm hiç yok. İlkokul öğrencisi şiiri gibi sözler, besteyle şiir uyuşmadığı için uzayan ya da kısalan heceler, dil yozlaşmaları, kötü yorumlar, eğitimsiz sesler, 'ne yani nota mı bilmek gerek şarkı söylemek için' diyen assolistler vs. yüzünden uzun zamandır enstrümantal müzikler dinler oldum sadece. Yaptığı şarkılara tahammül edebildiğim pek az insan var, albüm yapmasını sabırsızlıkla beklediklerim ise iki elin parmakları kadar. Burcu Güneş de o sayılı müzisyenlerden biri. Hiç sıkılmadan Sihirbaz'ı dinliyorum bugünlerde. Özellikle albümle aynı adı taşıyan şarkı, yirmili yaşlarımın dinçliğini hissettiriyor bana. Sözler güzel, müzik çizgi ötesi, ses ise olağanüstü...Hoş Burcu Güneş sadece avazı çıktığı kadar bağırsa yine dinlettirir kendini. Tavsiye ederim efendim.